Temizlik Malzemeleri ve Sağlığımız…

*Fotoğraf alıntıdır.

Biz kadınların hayatında en büyük yeri alan nedir diye düşününce aklıma ilk gelen temizlik oluyor. Çünkü büyük çoğunluğumuz çalışsak bile evdeki zamanımızda temizlik yapıyoruz. Lavaboyu fırçalıyoruz, elimizde toz beziyle oraya buraya uçuyoruz. Halıları kafamıza takıyoruz, camları siliyoruz… Eğer yapacak vaktimiz yoksa bile yapmamız gerekenleri düşünerek kafamızı meşgul ediyoruz. Benim her hafta izin günlerim temizlikle geçiyor. Hafta içi de boş durmuyor kendime yapacak birşeyler buluyorum. Ama bazen durduğumda yorulduğumu hemde çok yorulduğumu farkediyorum. Daha önce garip alışkanlıklarımızla ilgili bir mim yazısında çamaşır suyuna takıntılı olduğumu yazmıştım. Evimde olmazsa olmazdır, hem kokusuyla hemde görüntüsüyle:) Hani insan ne kadar zararlı olduğunu bilirde yine yapmadan duramaz ya işte bende çamaşır suyuyla böyle bir ilişki içerisindeyim:) Tamam zararlı ama faydası yok mu? Olmaz mı hemde çok fazla deyip kendimi kandırarak yine elimi çamaşır suyuna atıyorum:) 
Sadece çamaşır suyu değil, birçok temizlik maddesi sağlığımız açısından çok sakıncalı. Kimimiz biliyoruz yine kullanmaya devam ediyoruz; kimimiz de gerçekten bilmeden bilinçsizce kullanıyoruz bu kimyasalları. Aşağıda Ayşenur Yazıcı’nın web sitesinden aldığım hepimizin ders alması gereken bir yazıyı yayınlamak istiyorum. Ben okuduğumda aman Ya Rabbi! bende aynen böyle olacağım diye çok korktum. İşte yazımız!
Muazzez’in anı defterinden notlar:

Hastalığımın psikolojide adı Obsesif kompulsif bozuklukmuş.
Bir cins takıntı yani. Aslında ben annemden ne gördüysem öyle yapıyorum. Ama kızımın ve eşimin beni sürükleyerek doktora götürmelerinin sebebi, ellerimde ve ayak bileklerimde baş gösteren yaralar ve nefes almakta çektiğim güçlüktü.

Durmadan bir şeyleri temizlemem ve yıkamam yüzündenmiş. Cilt doktoru merhemler verip beni psikiyatri bölümüne sevk ettiğinde acayip kırıldım. Bir kadının en önemli özelliğinin temizliği olduğuna inanarak büyüdüm. Ellerimi annem günde yirmi kez yıkatırdı. Tamam, evlendiğimde bu temizlik işini, hele çocuklar doğduktan sonra abarttığımı biliyorum ama etrafa bir sorun, benim evime giren herkesin söylediği ilk cümle “pırıl pırıl mis gibi bir ev”dir.

Çocuklar evdeki çamaşır suyunun keskin kokusundan rahatsız olunca, çiçek kokulu olanlarından aldım.
Doktorumun teşhisine göre, lavaboları ovduğum amonyaklı ovma tozlarına, mobilyaları parlatmak için kullandığım sprey cilalara, fırını temizlemek için sıktığım köpüklere, bulaşık yıkarken kullandığım kuvvetli yağ çözücülere, çarşafları ağartmak için deterjana ilave ettiğim beyazlatıcılara veda etmezsem sağlığım daha kötüye gidebilirmiş!

Bunu eşimle görüşerek uydurduğuna, beni temizlik hastalığımdan kurtarmak için yaptığı seanslar etkili olmadığından, tehdit gibi bahane ettiğine adım gibi eminim.
Yok, günlük yaşamda kullandığım ürünler 55.000 den fazla kimyasal çeşidi içeriyormuş, yok dezenfekte etmede kullandığım temizlik maddelerinde uçucu bazı kimyasallar varmış. Solumak çok tehlikeliymiş.
Efendim, deriden ve nefes aldığımda akciğerimden emilen kresol denen madde çok tehlikeliymiş… Kresol denen şu meret karaciğer, böbrek, akciğer, pankreas ve dalakta hasara neden olabilirmiş.
En fenası da, merkezi sinir sistemini etkileyerek depresyon, sinirlilik ve hiperaktiviteye de yol açabiliyormuş. Aman Tanrım, demek anneannemin bundan dolayı temizlik yaptıkça daha da temizleyesi geliyordu!

Evimizde mikrop kalmasın diye kullandığımız bazı yer silme sularında ve çamaşıra kattığımız beyazlatıcılarda fenol, etanol, formaldehit, amonyak ve klor gibi kanserojen maddeler de olabilirmiş…

Bir kova sıcak suya yarım bardak boraks da aynı işi görüyormuş. Miş de miş… Tabii ben tıp dilinden pek bir şey anlamıyorum diye yabancı kelimeler kullanıp duruyor.
İçim katıldı artık. Seans bitti eve geldim çocuklar gelmeden bol çamaşır suyuyla eşiği banyoları sildim. Lavaboları ovdum rahatladım. İçime de bir kuşku düşmedi değil!

Dünya üzerinde üç milyar kadın bu temizlik maddeleriyle her gün temasta onların da kanser olma riski yok mu?
Milyonlarca temizlik ürünü markası var. Hepsi kanser yapıyorsa niye kanser yapmayanından üretmiyorlar? Ee, neyle temizleyeceğiz kirleri?
Kafam allak bullaktı. Uzmanını bana bulup en doğruyu öğrenebileceğim yeri aradım, temizlik malzemelerinden gerçekten kanserojen olanlarını öğrenmek istediğimi söyledim.

Satın alırken içeriğini mutlaka okumalıymışız! Ovarak temizlemede kullandığımız tozların neredeyse tamamı, beyazlatıcı ve leke çıkarıcı etkisi olan klorlu çamaşır suyu içeriyormuş. Toz halindeki klor, suyla karıştığında, göz, burun, boğaz ve ciğerler için tahriş edici olabilen klor gazını oluşturuyormuş Bu da kanserojen.

Ev temizliğinde kullanılan ürünlerde çeşit çeşit zehirli kimyasal maddeler varmış! Bu ürünlerin çoğu doğrudan kanalizasyona akıp, su sistemlerimize karışıyormuş.

Bu kimyasallar, yiyip içtiklerimizle de vücudumuza depolanıyor ve “fazla yüklenme” olduğunda zehirlemeye başlıyor, çeşitli hastalıklara yol açıyormuş! Kronik yorgunluk sendromu, deri hastalıkları, alerjiler, karaciğer sorunları, lenf kanseri gibi…
(Tanrım! Ondan demek bu kadar çok lenf kanseri var çevremde!!)
Ekolojik araştırmalar ve doktorlardan toplanan bilgileri kızcağız bana anlattıkça tüylerim diken diken oluyor, bir yandan da evi temizlemezsem kendimi ne kadar kötü hissedeceğimi kestirmeye çalışıyordum.“Peki, zararsız temizlik malzemesi yok mu?” Diye sordum. Olmaz olur mu dedi.

Çamaşır sodasının klorsuz olanını kullanın hanımefendi dedi. Yağların, kirin, pek çok petrol ürününün etkin temizleyicisidir. Aynı zamanda su yumuşatıcı ve sabun köpürtücü özellikleri de bulunur.

Ovma kremi olarak 1 bardak karbonata iki kaşık boraks karıştırıp kullanabilirsiniz. Bu karışım banyodaki her şeyi temizlemek için kullanılabilir.

Banyo yerlerini temizlemek için; 4 litre sıcak suya 1 çorba kaşığı karbonat, 1 tatlı kaşığı boraks, iki kaşık çamaşır sodası, yağ parçalayıcı özelliğinden dolayı yarım bardak sirke ve arapsabunu ekleyin yerleri sileceğiniz sağlıklı bir temizleyici elde edersiniz!

“Mesela mobilya cilalarının, özellikle sprey olanları kullanırken çıkan gazların solunması ya da yutulması ciddi bir tehlike” dedi.
Çoğunun yapımında zehirler, insan için kanser yapıcı olduğundan şüphelenilen fenol kullanılırmış. Ürün alırken içinde ne olduğuna bakın ve bu maddeler varsa kullanmayın dedi. Fenol deriye temas ederse, şişme, soyulma, kurdeşen ya da sivilceler oluşturabilirmiş. Dâhili olarak çok az miktarda bile alınması dolaşım sistemin çökertirmiş!…
Soğuk ter, koma ve ölüme neden olabilir dedi. Mobilya ve yer cilalarında çok zehirli nitrobenzen, akrilonitril, amonyak, deterjan, yapay kokular ve nafta de olabilirmiş…

Aman Allah’ım! Doktor haklıymış. Yarından tezi yok kendi deterjanımı kendim yapacağım… Hadi ben bunları detaylarıyla öğrendim, ya diğer kadınlar? Kendilerini, sevdiklerini hatta gelecekteki torunlarını zehirlediklerin nasıl farkında olacaklar?
Temizlik ürünlerinin zehirli olanlarının üzerinde “her şeyi mahvediyorsunuz” diye yazmıyor ki?

Üstelik kendi neslini para için öldüren bir suçlu olarak tarihe kazılacaklarını bile bile…

Muazzez’in günlüğünden

14.08.2009 (Andrea And)
www.aysenuryazici.com‘dan alıntıdır.

Nazlı

1984 Tekirdağ doğumluyum. Son durağı Ankara olan bir memurum. 2010 yılından beri en güzel hobim olan bloğumu yazıyorum. Annesinin okuyor diye mutfağa sokmadığı; ama bir elinde elma, gözü hamurun kıvamında, yemeğin suyunda olan küçük bir kızdım. Kaçamak girdiğim mutfakta, annemin tarif defterinden kulak memesi kıvamında nişastalı kurabiye hamuru yoğurarak bulaştım bu işlere. Pişirdikçe sevdim, yedirdikçe daha çok pişirdim. Evlendim. Kendi mutfağımda pişirmekten daha da çok zevk aldım. Acemi halimle pişirdiklerimi sevdirdim, tarifler istendikçe mutlu oldum. Paylaşmayı seven yanım ağır bastı, bir anda blog yazmaya karar verdim. Hem içimi döktüm, hem hayatımı paylaştım hem de severek pişirdiklerim başka mutfaklarda da pişsin istedim. Pişirme aşkı, fotoğraf aşkıyla birleşince vazgeçilmez bir tutku oldu benim için. Tek dileğim, bu tutkuyla paylaştığım yemeklerimi sizin de mutfaklarınızda sevgiyle pişirmeniz.

10 thoughts on “Temizlik Malzemeleri ve Sağlığımız…

  • 09 Aralık 2010 at 00:30
    Permalink

    açıkcası ben korkmadım.çünkü sadece deterjan değil hayatımızı mavvedenşeyler.yediklerimizde de var hayatın yoğunluğu sinir stres bunlarda yeteiyor ve artıyor hastalanmamıza bence . ama güel bir paylaşım.

    Reply
  • 09 Aralık 2010 at 01:11
    Permalink

    Söylediklerinde çok çok hem de çok haklısın arkadaşım,sadece bunlarla da kalsa iyi şampuanlar ve deodorantlar da ciltten emilip vücütta 4 saat kalıyormuş.Kimbilir vucutta ne hasarlar bırakıyordur bu kimyasallar. İnsanoğlu ne yazıkki doğaya ve çevreye karşı da çok acımasız.Bu ev yapımı temizleyicileri denemek lazım,Sevgilerle…

    Reply
  • 09 Aralık 2010 at 11:40
    Permalink

    Neden se çok şaşırmadım.Artık daha bilinçli olmak zorundayız.akrabamızın 10 yaşındaki kızını okuldan aldılar astımı olduğu için .temizlik maddeleri aşırı kulanılırdı evlerinde.eskiye dönüş başlayacak sanırım.iyi günler.

    Reply
  • 09 Aralık 2010 at 23:16
    Permalink

    Gülcancığım tabiki öyle ama bizim sürekli haşır neşir olduğumuz şeyler. Ayrıca yiyeceklerle ilgili zararlarıda konuşuruz başka bir zaman:)

    Nesrin canım çok haklısın. éElimizi atıyoruz kimysal. Kim bilir daha ne zararları var bilmediğimiz.

    Elzemhobby ne kadar üzücü birşey değil mi? o masumcuğun günahı ne? eskiye dönüş mutlaka olmalı bu konuda.

    anneanneninemekleri ben teşekkür ederim canım.

    Reply
  • 10 Aralık 2010 at 09:44
    Permalink

    hayatımız gün geçtikçe zorlaşıyor..Çoçuklarımız ne yapacak bilmem…

    Reply
  • 10 Aralık 2010 at 17:54
    Permalink

    Sevgili arkadaşım yazını okuyunca bende aynı dertten sıkıntılar yaşayıp araştırma yaptığımda bu acı gerçeklerle karşılaşmıştığım anlar geldi aklıma.. Maalesef bir çok konu gibi temizliktede bilinçsiz bir şekilde kendidünyamızı ve dolayısıyla kendimizi zehirliyoruz. ben 4 senedir falan çamaşır suyunu tuvalet asitini kokulu oad spreyerini vs. asla evime sokmuyorum.. Yoğun alerjilerim çıktı ve adeta astım krizi gibi kreize girm,iştim. Mutfakta kulandıklarım karbonat(kilo ile alıyorum )elma ve üzüm sirkesi ve de kokusuz arap sabunu, wc ve banyoda da aynı malzemelerle temizlik yapılıyor inainın karbıonat bu konuda tam mucize.Bilgi için herkesin yararlanabileceği şu site http://www.bugday.org/article.php?ID=115 çok faydalı.Görüşmek üzere seviyle kalın.

    Reply
  • 11 Aralık 2010 at 16:57
    Permalink

    Ne yazık ki yaşadığımız çevrede herşey yapay ve kimyevi olduğu için bizlere zarar veriyor. Ben en çok küçük çocuklar için üzülüyorum onlar bu zaralı maddelerle dolu dünyaya doğuyorlar.

    Reply
  • 12 Aralık 2010 at 14:35
    Permalink

    canım arkadaşım benim.mutlu pazarlar diliyorum
    çok hakılsın söylediklerinde.
    sevgiler canım

    Reply
  • 19 Aralık 2010 at 17:16
    Permalink

    Açıkcası bende fazla şaşırmadım, çünkü o kokuları solurken tıkanıp öksürdüğüme gre demek ki zararlı.
    Ki bi de benim saftirik hallerimde mevcuttur deterjanlarla 🙂
    Bilmeden, birbirine karıştırıp kullandığım domestos ve marc’dan dumanlar yükselmişti banyoda 🙂
    Varın siz düşünün gerisini..

    Yine domestosu aşırı kullandığım için ellerim yara olmuştu, derim resmen yandı, incecik kaldı, haftalarca kendine gelemedi avuçlarım. Su şişesinin kapağını bile açamıyodum acıdan.
    Hayatımın en kötü tecrübesiydi ve bi daha da domestos flan kullanmadım yani.
    Ama başka kullandıklarım yok mu? Tabi ki var :/
    Çözümler de var tabi kullanmamak için..

    Annemle bi istişare yapıp bırakmalı biraz bu malzemeleri almayı..
    Teşekkürler bilgiler için.

    Reply

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: