Ramazan Ayında Beslenmede Dikkat Edilmesi Gerekenler…

Ramazan ayında uzun bir açlıktan sonra hazırlanmış zengin iftar sofraları, bu aya özgü yapılan çeşit çeşit yemekler… ve sonrasında bu dönemde yanlış beslenmeye bağlı kilo alma, uykusuzluk, hazımsızlık ve diğer sağlık problemleri…

Vücut bio ritmini değiştiren bu dönemde; geleneksel hale gelmiş yoğun kalorili, yağlı, şekerli ziyafet sofraları, sadece su ile tutulan oruçları, orucu kolaylaştırmak adına günün büyük kısmını uyku ile geçirenleri ve geçen yıllardan farklı olarak ramazan aylarının artık kısa kış günlerinde değil uzun yaz günlerine denk geldiğini düşününce; ramazan ayı için vücudumuzdaki değişikliklerin bilinmesi ve beslenme adına bazı tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Oruç sırasında metabolizmadaki değişimler şöyle özetlenebilir;
– Gün boyunca kan şekeri düşmekte vücut ısısı azalmaktadır. Bu nedenle üşüme, halsizlik, baş ağrısı ve işe karşı bir isteksizlik yaşanmaktadır.
– Bu dönemde uzun süren açlık 2. haftada metabolizmanın adaptasyonu gereği metabolik hızda düşme meydana getirmektedir. Metabolik hızın yavaşlamasına, su ve posa tüketiminin yeterli olmamasına bağlı kabızlık oluşabilmektedir.
– Gün boyunca su tüketimi olmayacağı için vücudumuzun asit- baz dengesi bozulmakta, Uyku düzeni de değişmektedir.
– Ayrıca uzun süreli açlık sonrası çok hızlı ve fazla besin tüketildiğinde kan şekerinin hızla yükselmesi ve ani düşüşü (hipoglisemi ), ani mide gerginliği, tansiyon yükselmesi ve nörolojik hormonların hızlı salgılanması gibi sağlık problemlerinin gelişmesinin de muhtemel olduğu unutmamalıdır.

Tüm bu nedenlerden dolayı Ramazan boyunca sağlıklı beslenmek elzem hale gelmektedir.

Ölçülü ve yerinde tüketim ile hem damak tadınızı hem de sağlığınızı memnun edebilmeniz mümkündür.

Öncelikle bilmek gerekir ki , oruç tutmak sağlıklı insanlar içindir, kilo verme yöntemi değildir. Kilo problemi olanlar ramazanı fırsat olarak görmemeliler.Kilo vermek için oruç tutanların kilo vermek yerine tam tersine kilo aldıkları hiç şaşırtmamaktadır.
Oruç tutarken zayıflama diyeti uygulayanlar da ise, uzun süre aç kalma, hareket azlığı, metabolizma hızının yavaşlamasına bağlı olarak; normal beslenme sırasındaki kadar kilo kaybı ile sonuçlanmayabilmektedir. Zayıflama diyeti uygulayanlar bu dönemde bir diyetisyenle görüşüp ramazan dönemi ile uyumlu olacak şekilde beslenme programlarını güncellemeliler.

Uzun süreli uykular ve hareketlerin kısıtlanması nedeniyle oruç tutarken fiziksel aktivite azalıyor , bu durum oruç tutmayı kolaylaştırsa da ramazanı kilo almadan geçirmek istiyorsak hareketlerinizi kısıtlamayınız.

Ramazanda sağlıklı beslenmek için nelere dikkat edilmelidir:

– Mutlaka sahura kalkılmalı ve yemek yemek yerine hafif ve protein içeriği fazla olan gıdalar (midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktirirler) yumurta, süt, yoğurt, peynir gibi gıdalar, Kahvaltı şeklinde bir öğün olarak tüketilmelidir.
– Sahurda yenilen hamur işleri, kızartmalar vb. yiyecekler gece yatmadan önce yenilip yatıldığı için sabah kalkınca midede ağırlık, ekşime, yanma hissedilmektedir. Bu durumu engellemek için sahurda hiç yemek yememe yerine sütlü veya sulu çorbalar ,kahvaltı türü yiyecekler tercih edilmelidir.
– Yemekleri azar azar, iyice çiğneyerek tüketiniz.
– İftar ve sahur arasındaki sürede sık sık ve azar azar beslenilmelidir (sahur, iftar ve 1 – 2 ara öğün şeklinde).
– İftarda orucunuzu hafif bir yemekle açın.. – Ana yemek olarak etli veya etsiz sebze yemekleri, haftada 1-2 gün kırmızı et, 3-4 gün beyaz et, 1-2 gün de kurubaklagil yemekleri tercih ediniz. Menünüz de yoğurt,cacık,ayran gibi protein ve kalsiyumu yüksek gruba da yer verilmelidir.
– Yemeklerin seçiminde çok yağlı, çok tuzlu ve aşırı tatlı besinlerden kaçınmak gereklidir. Oluşabilecek kabızlığı önlemek için, lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebze ve meyveler) tercih edilmelidir.
– Daha hafif ve sağlıklı olması için yiyecekler kızartma ve kavurma yerine; haşlama, ızgara yapma, buğulama veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlanmalıdır.
– İftar ve Sahur arasında sıvı gereksinimini karşılamak için ortalama 2.5-3 litre su tüketilmelidir. Ayrıca ayran, taze sıkılmış meyve suyu ve meyveler bal ve pekmezle tatlandırılmış bol meyveli kompostolar da tüketilebilir.
– ağır tatlılar yerine; hafif tatlılar tercih edilmelidir

– Sadece su içerek oruç tutmak sakıncalıdır. Bu durumda yorgunluk, dikkatte azalmalar olur. Sahura kalkılmadan oruç tutulursa aç kalma süresi artacağından metabolik hız düşer ve halsizlik, baş ağrısı görülür.
Şeker hastaları için oruç tutmak son derece sakıncalı olabilir. Kan şekeri kontrolü vücut tarafından sağlanamadığı için hayati tehlikeler söz konusu olabilmektedir. Örneğin insülin yetersizliği ve şeker kullanımında dengesizlik olduğu için iftardan sonra hiperglisemi koması olabilir, felç veya ölüme neden olabilir.

Oruç, gebelik döneminde özellikle gebeliğin üçüncü ayından itibaren; annenin kan şekeri düzeyi gebelik öncesine göre daha inişli çıkışlı olduğu için yemek sonrası kan şekeri hızla yükselebileceği gibi açlık dönemlerinde çok daha çabuk düşebilir. Bu nedenle annelere gebelik süresince sık sık küçük miktarlarda yemesi öğütlenir. Gebeliğin ilk aylarında görülen bulantı, uzun süren açlıklarla daha kötü bir hal alabilmektedir. Özellikle çalışan anne adayları, ergenlik yaştaki hamileler, hamilelik öncesi hastalıkları olan veya düşük kilolu hamile kalanlarda bu dönemde daha dikkatli karar vermeliler. Ayrıca anne adayında şeker, gebelik şekeri veya yüksek tansiyon gibi sorunlar varsa kesinlikle uzun süre aç kalmamalıdır. Bu gebelerin oruç tutması doğru değildir.
Emzikliler de ise sıvı alımı azalacağından süt salınımı etkilenebilmektedir, bebeğin yeterli anne sütü alması engellenebilmektedir.

Bununla birlikte , seyahatte olanlar, akli dengesi ve psikolojik durumu bozuk olanlar, çok yaşlı ve hasta olan insanlar, ağır kalp ve böbrek hastası olanlar, mide ülseri, safra kesesi iltihabı veya taşı olanlar, karaciğer yetmezliği olanlar ve ağır enfeksiyon geçirenler için de oruç tutmak risklidir.
Herhangi bir hastalığı olan ve ilaç kullanan insanların oruç tutmadan önce mutlaka doktoruyla görüşmesi gerekmektedir.

Sağlıklı Beslenme Önerileri;
Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamak için 4 besin grubunda yer alan besinlerden yeterli miktarlarda tüketilmesi gereklidir. Bu dört besin grubu süt ve süt ürünleri, et- yumurta-kuru baklagiller grubu, sebze-meyve grubu ile ekmek ve tahıllar grubudur.

Öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile, iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün olarak düzenlenmeli, azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir.

Oruç tutanların mutlaka imsak saatine yakın bir zamanda sahur yapmaları sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce sahur yapmanın zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır.

Sahur yemeğinde süt, yumurta, domates, salatalık, yeşil sebzeler ve tercihen tam buğday unundan yapılmış ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmeli, vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir. Aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulması uygundur.

İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmeği veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.

Hava sıcaklığı nedeniyle kaybolan su ve mineral kaybını yerine koyabilmek amacıyla iftardan itibaren sahur sonuna kadar bol su ve sıvı (ayran, taze sıkılmış meyve suları, sebze suları vb.) alımına özen gösterilmelidir.

İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; yazın daha sıklıkla tercih edilebilecek sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi, dondurma vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.

Ramazan’ın yemek kültürü açısından en bilinen özelliği iftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluktur. Oruç nedeniyle gün içinde kan şekerinde düşüş olduğundan özellikle iftarda hızlı yemek yenilmekte ve çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. Beyin, doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yenildiğinde bu süre zarfında yüksek miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilebilir ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar. Bu nedenle yemekler yavaş yenilmeli, besinler ağızda iyice çiğnendikten sonra yutulmalıdır.

İftar yemeğinden sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır.

Yaz aylarında iftar veya sahur sofralarında yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemekler ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, fındıkyağı vb. bitkisel sıvı yağlar ile pişirilmeli, salatalarda zeytinyağı kullanımına özen gösterilmelidir. Ancak yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (sebzeler, kurubaklagiller, kepekli tahıllar vb) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir.

Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulan potansiyel riskli besinler (et, yumurta, süt, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir.
Kronik hastalığı olan kişiler, oruç tutmadan önce ilgili uzman hekime danışmalıdırlar.

Nazlı

1984 Tekirdağ doğumluyum. Son durağı Ankara olan bir memurum. 2010 yılından beri en güzel hobim olan bloğumu yazıyorum. Annesinin okuyor diye mutfağa sokmadığı; ama bir elinde elma, gözü hamurun kıvamında, yemeğin suyunda olan küçük bir kızdım. Kaçamak girdiğim mutfakta, annemin tarif defterinden kulak memesi kıvamında nişastalı kurabiye hamuru yoğurarak bulaştım bu işlere. Pişirdikçe sevdim, yedirdikçe daha çok pişirdim. Evlendim. Kendi mutfağımda pişirmekten daha da çok zevk aldım. Acemi halimle pişirdiklerimi sevdirdim, tarifler istendikçe mutlu oldum. Paylaşmayı seven yanım ağır bastı, bir anda blog yazmaya karar verdim. Hem içimi döktüm, hem hayatımı paylaştım hem de severek pişirdiklerim başka mutfaklarda da pişsin istedim. Pişirme aşkı, fotoğraf aşkıyla birleşince vazgeçilmez bir tutku oldu benim için. Tek dileğim, bu tutkuyla paylaştığım yemeklerimi sizin de mutfaklarınızda sevgiyle pişirmeniz.

Ramazan Ayında Beslenmede Dikkat Edilmesi Gerekenler…” için 5 yorum

  • 14 Ağustos 2010 tarihinde, saat 12:30
    Permalink

    ne kadar faydalı bilgiler olmuş ellerinize sağlık 🙂 Bu arada miminize cevap verdim, gerçi gecikmeli oldu ama :((

    Yanıtla
  • 14 Ağustos 2010 tarihinde, saat 12:52
    Permalink

    zati hiç bişi yiyemiyorumki ben yaa,ama tatlı yiyorum bak ondan kesemedim ondan kilo alıyorum sanırım:)

    Yanıtla
  • 14 Ağustos 2010 tarihinde, saat 18:02
    Permalink

    Mndlna teşekkür ederim canısı.
    Olsun kuzum önemli değil. İcabet ettin ya mutlu ettin beni. Sevgiler 🙂

    Aylinciğim çorbada kesilirim ben daha senin gibiyim. Tatlıya kim karşı koyabilirki değil mi?? 🙂

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: