Kabaklı Ekşi Mayalı Siyez Ekmeği

siyez ekmeği

10 bin yıllık geçmişe sahip, sert kabuğu ile hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı siyez buğdayı; diğer buğday çeşitlerinin arasından yüksek besleyici özelliği, düşük glisemik indeksi ile mutfaklarımızda son zamanlarda daha çok yer alır oldu.

Kurak topraklarda yetişmeye elverişli olduğundan tarımı Kastamonu’nun İhsangazi yöresinde yoğunlukta olarak yapılıyor.

2n 14 kromozoma sahip, genetiği değiştirilmemiş bu buğdayı, sert kabuğundan dolayı ancak bulgur olarak tüteketebiliyorduk. Artık unu da evlerimizde yerini almaya başladı. Son zamanlarda siyez buğdayı tanınmaya başladıkça hak ettiği değeri göreceğine inanıyorum.

Hal böyle olunca siyez bulguru ve unu bebeğimin beslenmesinde ön planda yer almaya başladı. Ek gıdaya geçtiğimizden beri tam buğday unu yerine siyez unu kullanıyorum.

Siyez unu diğer unlar gibi kabarmıyor. Yapılan ekmeği, eğer diğer unlardan karıştırılmamışsa sert oluyor. Ben de ekşi maya ile uzun süreli mayalama sonucu bebeğimin kahvaltıları için küçük ekmekler yaptım.

Her sabah şekersiz erik marmelatına batırılmış ekmeklerini afiyetle yiyor.

ekşi mayalı siyez ekmeği

Malzemeler:

1 orta boy yeşil kabağın yarısı

1 su bardağı su

3 çorba kaşığı ekşi maya

2,5 su bardağı tam siyez unu

Yapılışı:

Kabağın kabuklarını soyun ve rendenin ince tarafıyla rendeleyin.

Tüm malzemeyi kaşıkla karıştırın. Yumuşak, hafif akışkan bir hamur olacak.

Üzerini kapatın ve oda sıcaklığında kabarıp, üzeri göz göz olana kadar bekletin.

Oda sıcaklığı değişkenlik gösterebildiğinden ortalama 12-18 saat sürebilir.

Yapışmaz bir tavayı kızdırın. Çorba kaşığıyla hamurdan alıp tavaya dökün.

Üzeri göz göz olunca arkasını çevirip pişirin.

Tüm hamur için aynı işlemi tekrarlayın.

Ben soğuduktan sonra ikili halde paketleyip dondurucuya kaldırıyorum ve ihtiyaç oldukça oradan çıkarıp, çözdürüp kahvaltısına çıkarıyorum.

AFİYET OLSUN:)

Siyez bulgurlu diğer tariflerim için tıklayın.

Nazlı

1984 Tekirdağ doğumluyum. Son durağı Ankara olan bir memurum. 2010 yılından beri en güzel hobim olan bloğumu yazıyorum. Annesinin okuyor diye mutfağa sokmadığı; ama bir elinde elma, gözü hamurun kıvamında, yemeğin suyunda olan küçük bir kızdım. Kaçamak girdiğim mutfakta, annemin tarif defterinden kulak memesi kıvamında nişastalı kurabiye hamuru yoğurarak bulaştım bu işlere. Pişirdikçe sevdim, yedirdikçe daha çok pişirdim. Evlendim. Kendi mutfağımda pişirmekten daha da çok zevk aldım. Acemi halimle pişirdiklerimi sevdirdim, tarifler istendikçe mutlu oldum. Paylaşmayı seven yanım ağır bastı, bir anda blog yazmaya karar verdim. Hem içimi döktüm, hem hayatımı paylaştım hem de severek pişirdiklerim başka mutfaklarda da pişsin istedim. Pişirme aşkı, fotoğraf aşkıyla birleşince vazgeçilmez bir tutku oldu benim için. Tek dileğim, bu tutkuyla paylaştığım yemeklerimi sizin de mutfaklarınızda sevgiyle pişirmeniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: