Halk Eğitim Merkezi Sergisi…

Nerelerde bu kız dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız bir tek kelam etmeden ortalıktan kayboldum. Tekirdağ’a ailemin yanına geldim. Bu tarihte izne ayrılmak hiç aklımda yokken mecburen aniden ayrılmak zorunda kaldım. Salı günü Tekirdağ’a indiğim gibi kendimi dışarıya attım. 6 ay olmuştu gitmeyeli ve çok özlemiştim. Ne var ne yok dedim anneme hadiçıkalım gezelim. Annem her ne kadar dur kızım biraz uyu desede ben kendimi bir an önce dışarıya atmak için can atıyordum. Annemin arkadaşının ve komşumuzun gittiği Halk Eğitim Merkezi’ndeki nakış kursunun sergisi varmış. Fotoğraf makinamı kaptıgım gibi sergiye koştum. Gördüğünüz fotoğraflar bu sergiye ait çekilmiş fotoğraflar. Pike takımları, mutfak takımları, fiskoslar, havlular hepsi göz nuru dökülüp yapılmış, paha biçilemez eserler. Hepsinin ellerine kollarına sağlık.

El emeğinin hiçbir zaman ederi olmaz, olamaz. Ödenen hiçbir meblağ el emeğinin karşılığını vereceğini düşünmüyorum. Annem ben lisedeyken kumaş boyama kursuna gidiyordu. Yaklaşık 3 sene kursta çeşitli desen ve örneklerde eserler ortaya çıkardı. Hepsi çeyizimde yer aldığı gibi şimdide evimi süslüyor. Ama hepsi nadide örnekler. Bir ara annemim kumaş boyamalarınıda çekip koyayım buraya.

Bunlarda benim 4 yıl önce öğretmenlik yaptığım METEM (Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi) öğrencilerinin yaptıkları. Hazır Giyim ve Çocuk Gelişimi bölümlerinde okuyan öğrencilerin el emekleri. Benim öğrencilerim çoktan mezun oldu ama sergideki emeklerini gördüğümde çok gururlandım, mutlu oldum. Öğretmenlik zamanımda 1 yıl geçirdiğim METEM ‘in bende ayrı bir yeri var.

Yaklaşık 10 gün kadar daha memleketimdeyim. Hasretim dinmek bilmiyor. Zaman hızla akıp geçiyor. Keşke hiç geçmese, keşke hep burada sevdiklerimle kalsam. Ama doğduğum yerde değil doyduğum yerdeyim. Hayat işte…

Nazlı

1984 Tekirdağ doğumluyum. Son durağı Ankara olan bir memurum. 2010 yılından beri en güzel hobim olan bloğumu yazıyorum. Annesinin okuyor diye mutfağa sokmadığı; ama bir elinde elma, gözü hamurun kıvamında, yemeğin suyunda olan küçük bir kızdım. Kaçamak girdiğim mutfakta, annemin tarif defterinden kulak memesi kıvamında nişastalı kurabiye hamuru yoğurarak bulaştım bu işlere. Pişirdikçe sevdim, yedirdikçe daha çok pişirdim. Evlendim. Kendi mutfağımda pişirmekten daha da çok zevk aldım. Acemi halimle pişirdiklerimi sevdirdim, tarifler istendikçe mutlu oldum. Paylaşmayı seven yanım ağır bastı, bir anda blog yazmaya karar verdim. Hem içimi döktüm, hem hayatımı paylaştım hem de severek pişirdiklerim başka mutfaklarda da pişsin istedim. Pişirme aşkı, fotoğraf aşkıyla birleşince vazgeçilmez bir tutku oldu benim için. Tek dileğim, bu tutkuyla paylaştığım yemeklerimi sizin de mutfaklarınızda sevgiyle pişirmeniz.

Halk Eğitim Merkezi Sergisi…” için 2 yorum

  • 15 Temmuz 2010 tarihinde, saat 04:35
    Permalink

    el emeğinin değeri çok büyük, bu değerli parçalarla süslenen evlerin de çok şanslı olduğunu düşünüyorum
    fotoğraflar için teşekkürler…

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: