Gebelikte Beslenme

 

 

Gebelikte Nelere Dikkat Etmeli?
Gebeliği canınız ne isterse yiyeceğiniz, yediklerinize dikkat etmenize gerek olmayan, siz kilo aldıkça bebeğinizin de kilo alacağını düşünerek geçireceğiniz bir dönem olarak görüyorsanız yanılıyorsunuz. Gebelikte beslenmenize her zaman olduğundan daha fazla dikkat etmelisiniz.
Özellikle ilk üç ayın çok önemli olduğunu unutmamak gerek. Tamamen katkısız, omega 3 ve folik asitçe zengin gıdalarla beslenmek bebeğin gelişimi için oldukça önemli. Doktorlar haftada iki kez balık ve bolca ceviz tüketimi üzerinde önemle  duruyorlar. Balık ve cevizdeki omega 3 bebeğin beyin, göz ve sinir sisteminin gelişmesinde etkilidir. Omega 3 çoklu doymamış yağ asididir ve vücudumuz tarafından üretilemez. Bu nedenle dışarıdan alınması zorunludur. Balık oldukça iyi bir omega 3 kaynağıdır. Ancak derin dip balıkları fazla miktarda ağır metal içerdiğinden gebelikte tüketilmesi önerilmez. Mümkün oldukça küçük ve dip balığı olmayan balıkların tüketimi daha uygundur.
Gebelikte dikkat edilmesi gerekenlerden biri de bol su tüketimidir. Su tüketimi ile kadınlarda sıklıkla görülen ve gebelikte çeşitli sorunlara yol açabilen idrar yolu enfeksiyonu önlenmiş olur. Ayrıca hormon düzeylerinin değişmesi sonucu görülen kabızlığın önlenebilmesinde de su içmek etkilidir. Cilt kuruluğu giderilmiş olur. Besin maddelerini ve oksijeni kan yoluyla bebeğe taşıyan yine sudur. Amniyon sıvısının üç saatte bir kendini yenilediğini düşünürseniz, gebelikte su tüketiminin önemi daha iyi anlaşılmış olur.
Eğer su içmekte zorlanıyorsanız suyunuzu tatlandırmayı deneyebilirsiniz. Limon, nane ve salatalıkla hazırlayacağınız sular sizi hem ferahlatacak hem de farklı tadıyla su içmenizi kolaylaştıracaktır.
Yürüyüş gebelikte eğer doktorunuz aksini söylemiyorsa olmazsa olmazdır. Yürüyüşte fazla efor sarf etmenize gerek olmaz. Her an her yerde yapılabilir. Eğer benim gibi masa başı bir iş yapıyorsanız, sürekli olarak ayaklarınızın yere dik şekilde durması zararlıdır. Ben saat başı kalkıp koridorda yürüyerek bile rahatlıyorum. Ancak yürüyüşlerin açık ve temiz havada yapılabilmesi en güzelidir. Çünkü bebeğinize aldığınız oksijeni gönderiyorsunuz. Oksijeni bol bir yerde sizi yormayacak kadar yavaş bir tempoda yapılan yürüyüşler kalbinizin ve kaslarınızın daha iyi çalışmasını sağlar. Kendinizi daha dinç ve daha mutlu hissedersiniz; gebelikle beraber ortaya çıkan ağrılarınız hafifler.
Su ile birlikte yürüyüşler kabızlığın ve şişkinliğin giderilmesinde etkilidir. Yürüyüş sizi aynı zamanda rahat bir uykuya da hazırlar.
Hamilelikte alacağınız kilonun dengeli olmasında yürüyüş yapmanın etkisi büyüktür. Alınacak kilonun miktarı kişiden kişiye göre değişir. Gebeliğin başında ki kilonuz zaten fazla ise daha az kilo almanız önerilecektir. Elbet kilo alınacaktır, tartıyla kafa bozmamak gerekir ama siz boğazınızdan bebeğinize zarar verecek şeylerin geçmesine izin vermeyin yeter.
Hamur işi ve tatlıların ne size ne de bebeğinize hiç bir faydası yoktur. Bunlardan kaçınıldığı zaman normalin dışında kilo alımı zaten olmayacaktır.  Dediğim gibi herkesin yapısı farklıdır, hamilelikle birlikte normalden biraz fazla kilo alınacaktır. Önemli olan yediğimiz şeylerin bize ve bebeğe faydası olan şeyler olması.
Gebelikte kesinlikle kullanılmaması gereken alkol ve sigarayı ise söylemeye gerek bile duymuyorum. Çok azının bile anne karnındaki bebeğe zararı ile ilgili bir çok araştırma var. Dört gözle beklenilen, istenilen bir bebeğe, bile bile hiç bir annenin bu zararlı şeyleri yedirip içerebileceği ihtimalini düşünmek bile acı.
Sağlıklı bir gebelik için yapılması gerekenler ile ilgili belli başlı şeyler bunlar. Her gebeliğin gidişatı ve yaşananlar kişiden kişiye değişiklik gösterse de bu hususlara dikkat edildiği müddetçe sağlıklı bir gebelik geçirmek mümkün.
Tüm gebelerin bebeklerini sağlıkla kucaklarına almalarını dilerim.

Nazlı

1984 Tekirdağ doğumluyum. Son durağı Ankara olan bir memurum. 2010 yılından beri en güzel hobim olan bloğumu yazıyorum. Annesinin okuyor diye mutfağa sokmadığı; ama bir elinde elma, gözü hamurun kıvamında, yemeğin suyunda olan küçük bir kızdım. Kaçamak girdiğim mutfakta, annemin tarif defterinden kulak memesi kıvamında nişastalı kurabiye hamuru yoğurarak bulaştım bu işlere. Pişirdikçe sevdim, yedirdikçe daha çok pişirdim. Evlendim. Kendi mutfağımda pişirmekten daha da çok zevk aldım. Acemi halimle pişirdiklerimi sevdirdim, tarifler istendikçe mutlu oldum. Paylaşmayı seven yanım ağır bastı, bir anda blog yazmaya karar verdim. Hem içimi döktüm, hem hayatımı paylaştım hem de severek pişirdiklerim başka mutfaklarda da pişsin istedim. Pişirme aşkı, fotoğraf aşkıyla birleşince vazgeçilmez bir tutku oldu benim için. Tek dileğim, bu tutkuyla paylaştığım yemeklerimi sizin de mutfaklarınızda sevgiyle pişirmeniz.

Görüşleriniz benim için oldukça değerli.

%d blogcu bunu beğendi: