Gaziantep ve Şanlıurfa Notları

Şimdi hazırlanın bol fotoğraflı az anlatımlı bir yazıya.
Zaten fotoğraflara bakmaktan yazıları okumayacağınızı biliyorum 🙂
Geçen hafta cumartesi günü 2 günlük bir kaçış yaptık buradan. Pazar günü Gaziantep’te sınava girecektim. Tabi sınav bahane, gezmek şahane. Koşa koşa kaçtık buradan 🙂
Gaziantep’i göreceğim için oldukça heyecanlıydım. Gezilesi görülesi yerlerin listesini yaptım, her ne kadar bunların tamamını göremeyecek olsamda. Nitekim göremedim de. 
6 saat süren yolculuğun ardından Gaziantep’e vardık. Geniş caddeler bana önce Kayseri’yi anımsattı. Aynı Kayseri’de ki gibi yolu daraltan ve trafiği birbirine katan bir tramvay vardı. Zenginliği bir o kadar belli ama fakiri de bir o kadar fazla görünüyordu dışarıdan.
Trafikte insanlar fazla saygısızdı. Motorsikletli insanlar kurallara uymadan, kasksız ve büyük ihtimalle ehliyetsiz olarak trafikteydiler.
İlk düşüncem yok ben burayı sevmedim oldu. Kendimizi Sankopark alış veriş merkezine attık. Yorulmuştuk, açtık ve hatta alış verişe de deli gibi açtık 🙂
Soluklandık, yemek yedik, biraz alış veriş yaptık. Yorgun olduğumuz için gün erken bitti bize. 
Ertesi gün sabah sınava girdik ve ardından bu görmüş olduğunuz güzel yemekleri yedik 🙂

 İçli köfte, gavurdağı salata ve patlıcan kebabı on numaraydı 🙂

Ardından aracımızı bırakıp yürüyerek çarşıya doğru yol aldık. Yabancı Damat dizisizinden hatırladığım zaman zaman kendini gösteren Turistik Gaziantep Çarşısı beni tamamen hayal kırıklığına uğrattı. Bir tur atıp kaçar gibi çıktık. İçerisi cep telefonu satan bir sürü dükkan ve giyim mağazalarıyla doluydu. Satıcılar kapının önünde oturmuş sigara içiyor ve yemek yiyiyorlardı. Turistik deyince insan daha farklı birşey bekliyor tabi. Umduğumuzu bulamadan çıktık.

Almacı Pazarı, Bakırcılar Çarşısı ve daha adını hatırlayamadığım çarşıları gezdik 🙂
Bu renkli ve deri ayakkabıları çok beğendik 🙂

Biz gezimizi pazar günü yaptık. Bu yüzden açık bulduğumuz yerler sınırlıydı. Tatil günlerinde Gaziantep esnafı çalışmıyormuş bunu da öğrenmiş olduk 🙂

Adını bilmediğim bu caminin minaresi gün batarken çok güzel görünüyordu.

Vee nihayet eğer gelemeseydim çok üzülecek olduğum Tahmis Kahvesi.
Hava güzel olduğu için bahçede oturduk ve sütlü menengiç kahvesi içtim keyifle.

Yine Gaziantep’te bolca görebileceğiniz manzaralardan bunlar. Bol bol kuru biber, patlıcan, bamya var, bol bol baharat var dükkanlarda.

Gezeceğimiz yerler fazla, zaman az olunca koşa koşa gezdik sokakları desem yeridir.
Güneş batarken, sonbaharın güzelliği bir başka çıkıyor ortaya.

Gaziantep gezimizi bitirip ertesi sabah yola çıktık. Şanlıurfa yolumuzun üzeri tabi. Kahvaltı için durduk burada. Hiç aklımızda yokken gezmek bir de Balıklı Göl’e gittik. Kapalıçarşıyı gezdik, alış veriş yaptık.
Urfa’daki kahvaltımız zengindi. Tıka basa yedik 🙂

Baharatların al benisine dayanamadık aldık.

Bakırcılar es geçilir mi? Sahan, şekerlik, cezve ne bulduysak topladık 🙂

Balıklı Göl’ e geldik. Girişte ki çarşı yine hareketliydi. 

Şunların güzelliğine bir bakın. Ne bakmaya ne de almaya doyamam ben bunları 🙂

Geçen yıl bu zamanlar Balıklı Göl’ e bir kez daha gelmiştim ama yanıma aldığım fotoğraf makinemin içine pilini koymayı unuttuğum için fotoğraf çekememiştim.
Bu sefer acısını çıkardım 🙂

Balıklara yem atmak çok güzeldi. 

İkinci kez geliyor olsam da yine heyecanlandım gezerken.
 “Sana balıklı gölün hikayesini anlatayım mı” diyen ufak yaşta çocuklar var etrafta. Ama geçen yıla göre sayıları oldukça azalmış. Sanıyorum etraftaki çok sayıda sivil polisin bunda etkisi büyük.

Sonbaharda pek güzel burası. Bir kez da yazın gelmek lazım. Daha renkli olacağını düşünüyorum yazın.
Aman haa ateşle yaklaşmayın patlar ona göre 🙂

Gezimizin burada sonuna geldik. Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.
Herkese kocaman sevgiler 🙂

Nazlı

1984 Tekirdağ doğumluyum. Son durağı Ankara olan bir memurum. 2010 yılından beri en güzel hobim olan bloğumu yazıyorum. Annesinin okuyor diye mutfağa sokmadığı; ama bir elinde elma, gözü hamurun kıvamında, yemeğin suyunda olan küçük bir kızdım. Kaçamak girdiğim mutfakta, annemin tarif defterinden kulak memesi kıvamında nişastalı kurabiye hamuru yoğurarak bulaştım bu işlere. Pişirdikçe sevdim, yedirdikçe daha çok pişirdim. Evlendim. Kendi mutfağımda pişirmekten daha da çok zevk aldım. Acemi halimle pişirdiklerimi sevdirdim, tarifler istendikçe mutlu oldum. Paylaşmayı seven yanım ağır bastı, bir anda blog yazmaya karar verdim. Hem içimi döktüm, hem hayatımı paylaştım hem de severek pişirdiklerim başka mutfaklarda da pişsin istedim. Pişirme aşkı, fotoğraf aşkıyla birleşince vazgeçilmez bir tutku oldu benim için. Tek dileğim, bu tutkuyla paylaştığım yemeklerimi sizin de mutfaklarınızda sevgiyle pişirmeniz.

Gaziantep ve Şanlıurfa Notları” için 26 yorum

  • 09 Aralık 2012 tarihinde, saat 19:31
    Permalink

    Akşam akşam içim ısındı resmen Nazlıcım. Daha önce de bahsetmiştim sana, bu yaz tur vesilesi ile gezmiştik o güzel kentleri, sayende o günleri geri hatırladım.
    Gaziantepteki o yemeniden parmak arası olanlarından almıştım bende, gerçekten çok farklı ve rahat bir kullanımı var.
    Anlatımın, yüreğinin güzelliği hem fotoğraflara hem de kalemine yansımış.
    En içten muhabbetlerimle canısı…

    Yanıtla
    • 24 Kasım 2013 tarihinde, saat 13:24
      Permalink

      Oyy sağol canısım… Bir kez bile yetmez gidip görmek için bence.. Ayrı bir havası var oraların..

      Yanıtla
  • 09 Aralık 2012 tarihinde, saat 19:52
    Permalink

    Ben de diyorum nerde benim Nazlım:)
    Meğersem sınavda,gezip tozmadaymış:)
    Ne güzel kareler,ne güzel resimler,yemekler..
    İmrendim vallahi,çıkıp geziştiresim geldi baktıkça:)
    Gezmen,keyfin daim olsun tatlım.
    Öpüyorum seni.
    Muhabbetle..

    Yanıtla
  • 09 Aralık 2012 tarihinde, saat 20:31
    Permalink

    Canım ne güzel anlatmışsın aklım renkli deri pabuçlarda,baharatlarda kaldı birde o sütlü menengiç kahvesinde kaldı.fotoğraflarla bende gezmiş kadar oldum.sevgilerimle canımm.

    Yanıtla
  • 10 Aralık 2012 tarihinde, saat 01:49
    Permalink

    benim de gezmek istediğim yerlerden biridir gaziantep ama kapalıçarşının dizide izlediğimizden farklı oluşu beni de hayalkırıklığına uğrattı.bu arada hiç baklava fotoğrafı göremedim?:)

    Yanıtla
  • 10 Aralık 2012 tarihinde, saat 13:38
    Permalink

    Ne güzel anlatmışsın Nazlıcım, kalkıp gidesim geldi. Yemekler ayrı güzel, gezilip görülecek yerler ayrı güzel…
    İnşallah sınavın da dilediğin gibi sonuçlanır, sevgilerimle:))

    Yanıtla
  • 10 Aralık 2012 tarihinde, saat 16:34
    Permalink

    Antep’in trafiği konusunda maalesef çok haklısın 🙁 Burda trafiğe çıkmaktan nefret eder hale geldik. Nufüs artık çok kalabalık, tespit ettiğin gibi fakir kadar zengin de çok ve 2. araba olayı da artık arttı. Zaten tek araba bile olsa toplu taşıma yerine şahsi arabalarını da çok tercih ediyorlar ulaşım için. Ve yollar dar. Bir de üstüne tramvay faciası. Off ki ne off 🙂

    Fotoğraflar çok güzel çıkmış. Son fotoğraftaki espri çok güzelmiş. Daha geniş zamanda da bekleriz inşallah…

    Yanıtla
  • 10 Aralık 2012 tarihinde, saat 17:29
    Permalink

    Canım adaşım
    ne güzel bir gezi olmuş. Sayende bizde gezdik:)))
    çok istiyorum bende oraları görmeyi umarım bir gün kısmet olur. Çok öptüm

    Yanıtla
  • 12 Aralık 2012 tarihinde, saat 00:20
    Permalink

    Valla sayende tekrar gidip geldim Antep’e, hele en başta ki içli köfte, agzımı sulandırdı:)
    gezenyer den sevgilerle….

    Yanıtla
  • 16 Aralık 2012 tarihinde, saat 12:06
    Permalink

    merhaba,
    blogunuzu çok beğenmekle birlikte resimleri görünce dayanamadım,
    bir yorumda ben kondurayım dedim…
    yıllar önce iş için gitmiştim antep’e…itiraf ediyorum, hayatımda yediğim en güzel yemekleri orada yedim. hala et ve baklava yerken bana tatsız gelir, antep’in bıraktığı izlerden biri…orada o haliyle yiyince buradaki başka bir şey gibi geliyor.
    ayrıca ben cuma günü gitmiştim, o gün şehir esnafından bir kuyumcu vefat etmişti ve dükkanların çoğu kapalıydı.şaşırmıştık,aslında güzel adetler, piyangosu bana vurdu o ayrı…çok güzel aktarmışsınız.
    bir şey daha, aldığım bakır cezveleri yıllardır kullanıyorum.
    sakın almadan dönmesin gidenler.

    Yanıtla
    • 24 Kasım 2013 tarihinde, saat 13:33
      Permalink

      Çok teşekkürler hoşgeldiniz bloguma 🙂
      Ne iyi ettiniz..
      Orada herşey çok lezzetli, gerçekten öyle..
      Dükkanların kapalı olması bizim içinde çok kötü oldu ama ne yapalım.
      Bakır olan herşeye bayılıyorum bende. Gideceklere tavsiyemizdir 🙂

      Yanıtla
  • 18 Aralık 2012 tarihinde, saat 18:16
    Permalink

    NE GÜZEL RESİMLER
    NE GÜZEL BİR GEZİ PAYLAŞIMÖ İÇİN TEŞEKKÜRLER

    Yanıtla
    • 24 Kasım 2013 tarihinde, saat 13:36
      Permalink

      Gülçin Hanım ben bilmiyorum ama eşime sordum. Merkezde kahvaltıcıların olduğu bir sokak var orada yemiştik. Ama eşim kesinlikle Zahter’ i öneriyor.

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: