Dızmana

Merhaba,
Bu sefer sesim Ankara’ dan değil Tekirdağ’ dan geliyor. Geçtiğimiz cumartesi üç haftalık yaz tatilime çıktım. İlk ve tek istikamet baba evi tabi.
Burada ki evimiz bahçe içinde küçük bir ev. İnstagram ve Facebook hesaplarımda bahçenin, çiçeklerin, ağaçların fotoğraflarını yayınladım. Yeşili yol kenarlarında ki bir kaç ağaçtan, çiçeği de evimdeki bir kaç saksıdan gördüğümden tahmin edersiniz ki yemyeşil bahçe beni benden aldı.
Çocukluğum bu evde geçti, bu evde doğdum büyüdüm.
Meyve ağaçlarından inmeyen, üstü başı toz, bacakları yara bere içinde bir çocukluk yaşadım burada.
Hep özgürdük. Evde hoplar zıplar, alttakine ses gidecek derdi olmadan eğlenirdik.
Çocukluğunu doya doya yaşayan şanslı insanlardanım yani.

Şimdi biz dört duvar apartman dairelerinde, penceremizden görülen bir kaç ağaca sevinerek yaşıyoruz.
Çocuklarımızın sokakta oyun oynayıp ezan sesiyle evlerine dönemeyecek olması çok büyük bir şanssızlık diye düşünüyorum. Hele ki şimdi teknoloji bu kadar gelişmiş, her çocuğun elinde bir tablet, bir telefon olduğunu ve oyuncak olarak bunları bildiğini düşünürsek.
Ne zaman baba evime gelsem, kitaplığımı, odamı kurcalar, eski fotoğraflara bakar geçmişe doğru yol alırım.
Ondan bu eskiyi anışım, mazur görünüz 🙂
Evime gelince sadece eskiyi yad etmiyorum tabiki, anneme bool booll hamur işi yaptırıyorum.
Annem diye demiyorum ama kendisi on numara hamur işi yapar. O hamur sanki annemin ellerinde daha bir pamuklaşır, daha bir lezzetli olur.
Ben de yapıyorum ama yok anne eli başka birşey, bilirsiniz lezzetinin tarifi yok.
Daha buraya gelmeden anneme dızmana istediğimin siparişini vermiştim bile.
Dızmana bizim Trakya’ da çok yapılan, çok sevilen bir hamur işidir. Yani lezzetli mi lezzetli Rumeli tariflerinden biri bu.
Daha önce duymadıysanız ya da duymuş ama henüz yapmadıysanız kesinlikle denemelisiniz.
Normalde üzerindeki sosunda taze süt kaymağı kullanılarak yapılır. Dilerseniz hazır kaymak ile de yapabilirsiniz ama bana öylesi biraz ağır geliyor. Bizim tercihimiz yoğurt ve süt karışımından yana.
Daha hafif oluyor böylelikle.
Geçmişi anmış, dızmana hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra tarifimizi yazalım bakalım.
Malzemeler:
1 su bardağı ılık su
1 su bardağı ılık süt
1 paket yaş maya
1 çorba kaşığı toz şeker
Tuz
5-6 su bardağı un
Sosu için:
2 su bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı süt
1 yumurta
Yapılışı:
Mayayı ılık su ve şekerle karıştırıp kabartın. Mayayı derince bir kaba alın ve üzerine bardak bardak azar azar unu ekleyerek yoğurmaya başlayın. Unu birden dökmeyin ve bir bardak unu elinizi unlayarak hamuru toparlamak için kullanın. Hamur çok sıkı olmasın. Hamur hala elinize yapışıyorsa elinizi sıvı yağ ile yağlayarak toparlayın, daha fazla un eklemeyin.
Yoğurduğunuz hamuru üzerini kapatarak mayalanmaya bırakın. Ortam sıcaklığına bağlı olarak 30 dakika-1 saat kadar mayalandırdıktan sonra hamurdan portakal büyüklüğünde parçalar kopararak tezgah üzerinde uzun olacak şekilde yuvarlayın ve iki parmak genişliğinde kesin. Kestiğiniz parçaları sıvı yağ koyduğunuz bir kapta her tarafını yağlayın ve dik olarak yağlanmış fırın tepsisine dizin. Tüm hamur bitene kadar aynı işlemi tekrarlayın. Hamur tamamen bitince bir yarım saat kadar daha tepside mayalanması için bekleyin.
Fırını 200 dereceye ısıtın.
Derince bir kasede yoğurt, süt, sıvıyağ ve yumurtayı çırpın. Karışımı tepside mayalanmış olan hamurların üzerine dökün ve fırına verin.
Üzeri kızarana kadar pişirin.
Fırından çıkan kokuya dayanamayıp, fırının etrafından ayrılamayabilirsiniz, benden söylemesi 🙂
AFİYET OLSUN 🙂

Nazlı

1984 Tekirdağ doğumluyum. Son durağı Ankara olan bir memurum. 2010 yılından beri en güzel hobim olan bloğumu yazıyorum. Annesinin okuyor diye mutfağa sokmadığı; ama bir elinde elma, gözü hamurun kıvamında, yemeğin suyunda olan küçük bir kızdım. Kaçamak girdiğim mutfakta, annemin tarif defterinden kulak memesi kıvamında nişastalı kurabiye hamuru yoğurarak bulaştım bu işlere. Pişirdikçe sevdim, yedirdikçe daha çok pişirdim. Evlendim. Kendi mutfağımda pişirmekten daha da çok zevk aldım. Acemi halimle pişirdiklerimi sevdirdim, tarifler istendikçe mutlu oldum. Paylaşmayı seven yanım ağır bastı, bir anda blog yazmaya karar verdim. Hem içimi döktüm, hem hayatımı paylaştım hem de severek pişirdiklerim başka mutfaklarda da pişsin istedim. Pişirme aşkı, fotoğraf aşkıyla birleşince vazgeçilmez bir tutku oldu benim için. Tek dileğim, bu tutkuyla paylaştığım yemeklerimi sizin de mutfaklarınızda sevgiyle pişirmeniz.

6 thoughts on “Dızmana

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: